Cephede Bir Kütüphane: Mustafa Kemal’in Okuma Tutkusu
- Gizem Kocapınar
- 9 May
- 6 dakikada okunur

Mustafa Kemal Atatürk yıkık dökük, yorgun ve hasta bir milletle nasıl Cumhuriyet ışığını yaktı? Bu vizyonu nasıl sayfa sayfa kendine işledi? Mustafa Kemal nasıl bir okurdu? Gelin okuyalım.
Mustafa Kemal tabiatı gereği entelektüel bir insandı her zaman. Ömrü boyunca okuduğu kitaplar onu besledi, büyüttü. Tuğla gibi kalın tarih kitapları da okudu, Jules Verne de. Şüphesiz ki onun bu denli eğitime ve okumaya önem vermesinde babası Ali Rıza Efendi’nin yaklaşımı çok etkili olmuştur. Küçük Mustafa okuma çağına geldiğinde “Adam olmak için okumak, öğrenmek şarttır. Başka çaresi yoktur.” diyerek onu okumaya yönlendirmiş, ondaki okuma tutkusunun ilk tohumlarını atmıştır. Ali Rıza Efendi aydın bir adamdı. Bu yüzden Mustafa’nın modern tarzda eğitim veren Şemsi Efendi Mektebi’ne gitmesinden yanaydı. Nitekim öyle de oldu.
Mustafa yaşıtlarından hep farklıydı. Küçük yaşta okuma tutkusu oluşmaya başlamıştı. Mahalleden arkadaşı Âsaf İlbay’ın anılarına göre evde kitap okumayı sokakta arkadaşlarıyla oyun oynamaya tercih ederdi.
Büyüdükçe okuma tutkusu da büyüdü. Ortaokulda ders kitapları ona yetmez oldu. Yerel dergi ve gazeteleri de takip ediyordu. “Çocuklara Rehber” ismindeki bir derginin Fen ve Matematik konularındaki yarışmalarını kazananlar arasında Mustafa Kemal’in adı çokça geçiyordu. Manastır Askeri İdadî’sine giderken Namık Kemal, Tevfik Fikret, Mehmet Emin Yurdakul’un şiirlerini okuyup ezberliyordu. Arkadaşı Fethi (Okyar) çok iyi Fransızca biliyordu. Onunla Voltaire, Montesquieu, Rousseau gibi ünlü düşünürlerin eserlerini okuyup tartışıyorlardı.
Harp Okulu’ndayken arkadaşı Ali Fuat (Cebesoy) ile hafta sonlarında Beyoğlu’nda Galatasaray Lisesi’nin yanındaki birahaneye gider, oraya gelen yabancı gazeteleri saatlerce okurdu. Asım Gündüz ve Ali Fuat Cebesoy anılarında Mustafa Kemal ile birlikte yönetimin yasaklarına karşı Tevfik Fikret, Namık Kemal, Mehmet Emin Yurdakul’un eserlerini gizli gizli okuduklarını yazmışlardır. Yine Harp Akademisi’nde el yazısı ile bir gazete çıkarırlar ancak okul yönetimi tarafından cezalandırılırlar.
Selanik’te görev yaptığı sırada General Litzmann’dan çevirilerle askerlikle ilgili kitaplarını yazdı. 1913’te Sofya’da ateşemiliterlik yaparken arkadaşı M.Nuri Conker’in “Zabit ve Kumandan” adlı eserini okur. Kendi yorumlarını ekleyerek bir sohbet şeklinde “Zabit ve Kumandan ile Hasbihal” adlı eserini yazar.
"Kitapsız yaşamak, kör, sağır, dilsiz yaşamaktır."
Anafartalar Kahramanı Yarbay Mustafa Kemal, Çanakkale Cephesi’nde görev yaparken dahi okuma tutkusundan vazgeçmemiştir. Adeta cephede bir kütüphane kurmuştur. Bu nasıl bir okuma sevgisidir! İnsan imreniyor doğrusu. Ne zaman hayatım yolunda değilken kitap okuyamadığımdan hayıflansam aklıma bunu getiririm. Kendi kendime derim ki “Sen cephede ateş altında bile elinden kitabı eksik etmeyen bir Atanın torunusun.”
Savaş tüm şiddetiyle devam ederken gazeteci Ruşen Eşref Ünaydın Mustafa Kemal’le görüşmeye gider. Onun karargahtaki odasını şöyle tarif eder: “... Masasının üzerinde, Balzac’ın Colonel Chabert’i, Maupassant’ın “Boule de Suif’i, Lavedan’ın Cervir’i duruyordu. Şüphe yok ki Paşa durgun dakikalarının boşluğunu edebiyatla dolduruyor.” Yine bugünlerde Yüzbaşı Ömer Lütfi Bey’in eşine, ona uğrayacak olan karargah katibine satın alabilmesi için kitaplar önermesini rica ettiği bir mektup yazmıştır. İşte Mustafa Kemal’i Mustafa Kemal yapan şey buydu. Şartlar ne olursa olsun hep okudu.
Mustafa Kemal’in tuttuğu anı defterlerinden de okuduğu bazı kitapları öğrenebiliyoruz. Örneğin Doğu Anadolu’da 16. Kolordu Komutanı olarak görev yaptığı sırada yazdıklarına göre o dönem Şehbenderzade Ahmet Hilmi’den Allah’ı İnkar Mümkün müdür?, Ahmet Naim’in Georges Fonsgrive’den dilimize çevirdiği Meba-di-i Felsefe isimli eserlerini okumuştur. Ayrıca Namık Kemal’in Tarih-i Osmanî, Şark Meselesi, Makalat-ı Siyasiyye ve Edebiyye’sini de okuduğunu görebiliriz.
Ülke yangın yeriyken yüzlerce sayfa kitap okuyan bir adam kim bilir Cumhuriyet’i kurduktan sonra nasıl okumuştur düşünmeden edemiyor insan. Ülke yorgun savaş yıllarından sonra nihayet bağımsızlığına kavuşmuştu ancak esas savaş şimdi başlıyordu: Cehaletle savaş. Bu yüzden okudu, daha çok okudu. Yapılacak devrimlerin meşalesiydi okuduğu kitaplar. Okuyamadığı kitaplar varsa bunları yurt dışından temin ediyordu.
Onun hizmetinde bulunan Cemal Granda anı kitabında Atatürk’ün o günlerde elinden tarih kitaplarının düşmediğini anlatır. Yine bir gün kalın bir tarih kitabı okurken öyle dalmıştır ki Vasıf Çınar ona şöyle der:
“Paşam tarihle uğraşıp kafanı yorma. 19 Mayıs’ta kitap okuyarak mı Samsun’a çıktın?”
Atatürk bu serzenişe gülümseyerek şöyle cevap verir:
“Ben çocukken fakirdim. İki kuruş elime geçince bunun bir kuruşunu kitaba verirdim. Eğer böyle olmasaydım bu yaptıklarımın hiçbirini yapamazdım.”
Tam da Atatürk gibi bir lider yoksulluğa rağmen parasının yarısını kitaba verirdi ve seneler sonraki muazzam başarılarını buna atfederdi.
Anıtkabir’i ziyaret ettiyseniz mutlaka Atatürk’ün okuduğu kitapları görmüşsünüzdür. O, kitapları okuyup geçmiyordu. Sayfalara kendince notlar alıyor, işaretler koyuyordu. Beni çok etkilemişti. Eskiden kitaplarıma çizik atmaya dahi kıyamazken bu kitapları inceledikten sonra ben de onu örnek aldım.
İşte Atatürk’ün kendine özgü kitap işaretleri:
xx: Önemli.
xxx: Çok önemli.
müh.: Mühim.
ç. müh.: Çok mühim.
D.: Dikkat.
?: Belirtilen fikri kabul etmiyor, ya da şüpheli görüyor.
Onun neler okuduğunu merak ediyorsanız bırakacağım linkten Anıtkabir Derneği tarafından pdf halinde Atatürk’ün okuduğu kitapları inceleyebilirsiniz. Bu harika çalışmada emeği olan herkese de bin teşekkür.
Atatürk Samsun’a gitmek üzere ayrıldığı İstanbul’a seneler sonra tekrar gelirken şahsi kütüphanesinden birçok kitabı da yanında getirmek istedi. Kütüphanecisi Nuri Ulusu kitapları kutulara yerleştiriyordu ki Atatürk geldi ve ona biraz beklemesini söyledi. Bir süre sonra yanında iki erle birlikte döndü. Hem de ellerinde cephane sandıklarıyla. Nuri Ulusu şaşırdı. Atatürk kitaplarının bu sandıklarda taşınmasını istiyordu. O savaş bitti, kültür ve sanatla savaşımız başladı diyordu. Bu savaş ancak okumakla ve kitapla kazanılacaktı. Nitekim öyle de oldu.
Eline ilgisini cezbeden bir kitap geçmeyedursun. Bitirene dek elinden bırakmazdı. Genel sekreteri Hasan Rıza Soyak da anılarında buna değiniyor. Bir gün bir gezi dönüşü trenden iner inmez köşke gider. Köşkün çalışanlarına Atatürk’ü sorduğunda iki gündür durmadan kitap okuduğunu söylerler. İzin isteyip odasına girdiğinde şöyle der:
“Elime bir tarih kitabı geçti. Bilmem ne zamandan beri okuyorum?” Hasan Rıza “Yorulmadınız mı Paşam?” diye sorduğunda “Hayır, yalnız gözlerim yaşarıyor. Onun da çaresini buldum. Birkaç metre tülbent aldırttım. İşte gördüğün gibi parça parça kestirdim ara sıra bunlarla gözlerimi kuruluyorum.” cevabını verir.
"Kitap okumak hususi bir sanattır."
Kitap tutkusu yalnızca okumakla kalmadı. Yazdı da. Bizlere miras olarak Cumhuriyet ve ülkemiz dışında kitaplar da bıraktı.
Nutuk

Cumhuriyet dönemi için birinci elden en güvenilir kaynaktır. Atatürk bu eseriyle 1919’dan 1927’ye kadarki süreci tüm şeffaflığıyla anlatmış, milletine geçmişin bir muhasebesini sunmuştur. Gençliğe Hitabe ile biten bu eser her Türk gencinin başucu kitabı olmalıdır.
Takımın Muharebe Talimi

Atatürk’ün Almancadan Türkçeye çevirdiği bir eserdir. Modern piyade taktiklerinin küçük birlikler düzeyinde nasıl uygulanması gerektiğini anlatır.
Zabit ve Kumandan ile Hasbihal

Atatürk, arkadaşı Nuri Conker’in Zabit ve Kumandan eserine karşılık ordu ve askerlik hakkında kendi yorumlarını ekleyerek kaleme almıştır.
Medeni Bilgiler

Atatürk’ün gözetiminde hazırlanan ve büyük bir kısmını bizzat dikte ettiği bu kitapta Cumhuriyet’in laik ve demokratik yapısını anlatan bilgiler yer alır. Türk vatandaşlarına hak ve sorumluluklarını öğretmek amacıyla yazılmıştır.
Geometri

Modern eğitim sistemimizin temel yapı taşlarından olan bu kitapta eski ve karmaşık Osmanlıca matematik terimleri bizzat Atatürk tarafından sadeleştirilip Türkçeleştirilmiştir.
Cumalı Ordugahı

Mustafa Kemal Makedonya’da henüz genç bir subayken askeri bir tatbikat sonrası gözlemlerini bu eserde kaleme almıştır.
KÜTÜPHANESİNİN İNCİLERİ
Beyaz Zambaklar Ülkesinde

Grigory Petrov’un kaleme aldığı bu eser onu yalnızca bir okur olarak değil bir devlet adamı olarak da çok etkilemiştir. Finlandiya’nın yoksulluk ve bataklık içindeyken nasıl toplumun her kesimiyle kalkınıp modern ve eğitimli bir ülkeye dönüştüğünü anlatan bu kitabı okuyunca çok etkilenmiş, askeri okullar en başta olmak üzere tüm eğitim kurumlarının müfredatına eklenmesini istemiştir. Petrov kitapta kalkınmayı bir binaya benzetir. Eğer ki temel yani halk sağlam değilse çatı yani devlet çökmeye mahkumdur. Belki de bu düşünce onun Halkçılık ilkesine ayrı bir ruh katmıştır. Bugün ülkemizdeki eksiklikleri düşünürsek bu kitabı yeniden bir tavsiyeden öte olarak zorunlu müfredata eklemeliyiz.
Çalıkuşu

Şüphesiz ki birçoğumuz Çalıkuşu’nun Atatürk’ün gönlünde çok ayrı bir yere sahip olduğunu ve başucu kitabı olduğunu biliriz. Bu kitabı ilk kez Büyük Taarruz Öncesinin en gergin günlerinde karargahında bir çırpıda okumuştur. Romandaki idealist, boyun eğmeyen, Anadolu’nun en ücra köşelerinde bile var olmaya çalışan Feride onun kafasındaki aydın ve modern Türk kadını profiliyle birebir aynıydı. Çalıkuşu’nu ilk okuduğumda tıpkı onun gibi hemen bitirivermiş ve çok etkilenmiştim. Üzerine defalarca kez okudum. Hala aklıma geldikçe açar birkaç sayfasını okurum. İlber Ortaylı “Bugünün gençlerinin aksine yirminci yüzyılda Çalıkuşu’nu okumayan Türk bulamazsınız.” demiştir. Diliyorum ki bizim yüzyılımızda da her Türk genci Çalıkuşu ile tanışır.
Sevgili Sunay Akın’ın Çalıkuşu ile ilgili enfes bir videosu var. İzlemenizi tavsiye ederim.
Jean-Jacques Rousseau - Toplum Sözleşmesi

Rousseau’nun özgürlük, eşitlik ve milli egemenlik üzerine yazdığı bu eser, Atatürk’e ilham vermiştir.
Namık Kemal - Vatan Yahut Silistre

Vatan Şairi Namık Kemal, vatan ve hürriyet aşkıyla Mustafa Kemal’i henüz genç yaşlarındayken bile etkilemiş, milli duygularını güçlenmesini sağlamıştır. Bazı kaynaklara göre “Bedenimin babası Ali Rıza Efendi, hislerimin babası Namık Kemal, fikirlerimin babası ise Ziya Gökalp'tir.” demiştir.
Tevfik Fikret - Rübab-ı Şikeste

Atatürk Tevfik Fikret için “Ben inkılap ruhunu ondan aldım.” demiştir zira Fikret dönemin düzenini eleştirmiş, eğitim, saltanat, din ve kadına bakış açısını değiştirecek yeni bir düzen önermiştir. Onun bu ilericilik, çağdaşlık üzerine yazdığı şiirleri Atatürk’ü derinden etkilemiştir. Hatta öyle ki şiirlerinden Tarih-i Kadim için “Tevfik Fikret’in o Tarih-i Kadim’i yok mu, işte o dünyada yapılması gereken bütün devrimlerin kaynağıdır.” demiştir.
H.G. Wells - Dünya Tarihinin Ana Hatları

Atatürk bu eserin Türkçe’ye çevrilmesini bizzat istemiştir. Dünya barışına dair vizyonunu geliştiren bu eserden ve Wells’in “Dünya Devleti” fikrinden Nutuk’ta da bahseder.
Türkçülüğün Esasları (Ziya Gökalp)

Atatürk Ziya Gökalp için “Fikirlerimin babasıdır.” demiştir. Gerçekten onun fikirleri yaptığı inkılaplara ışık olmuştur. Ziya Gökalp bu eserinde Türk milliyetçiliğini modern bir zemine oturtur.
Belleten

Türk Tarih Kurumu tarafından çıkarılan bu dergi için "Okuyun, okutun" demiştir. Hayatının son günlerinde okuduğu son yayın Belleten'in 5/6. sayısıdır.
Yorumlar