Gezginin Pusulası | İstanbul Kütüphaneleri
- Gizem Kocapınar
- 22 May
- 4 dakikada okunur
Bir milletin kalbi kütüphanede atar. Kütüphanedeki her bir kitap damarlar gibidir. Belki de bu sebeple canım ülkem çok hasta. Kütüphaneler yerine devasa alışveriş merkezleri yaptıkça raflarımız tozlandı. Hakikati göremez olduk. Aslında iyileşmek mümkün. Bir millet ancak okursa büyüyebilir. Ne yazık ki okumuyoruz. Okumadığımız gibi kütüphane sayımız da oldukça az. TÜİK(Türkiye İstatistik Kurumu)’in son verilerine göre ülkemizdeki toplam kütüphane sayısı 44 bin 829. Böyle söyleyince kulağa fazla gelse de bu sayının %95,7'si okul kütüphanelerinden oluşuyor.
Yeni bir yer keşfederken varsa kütüphanesini mutlaka ziyaret etmeye çalışırım. Gezip görmek için vakit kısıtlı olduğundan genelde oturup sakince kitabımı okumak pek mümkün olmaz ama çalışanları, okuyanları izlerim. Rutin olarak o kütüphaneye gelip oturmak nasıl bir duygu merak ederim. Vakit yettiğince raflar arasında kendimi kaybeder kitaplara dokunurum. Güzeldir işte benim için kütüphane gezmek. Size güzel ülkemizin bazı güzel kütüphanelerini derledim. Umarım sayıları gün geçtikçe artar ve aydınlık yarınlara kavuşuruz.
Ahmet Hamdi Tanpınar Kütüphanesi

İstanbul’un kalbi Gülhane Parkı’nın girişindeki o zarif binayı mutlaka görmüşsünüzdür. İşte orası yalnızca adını aldığı edebiyatımızın güzide yazarlarından Ahmet Hamdi Tanpınar’ın değil daha birçok yazarın kitaplarının konakladığı muhteşem bir kütüphanedir. Ahmet Hamdi Tanpınar Müze Kütüphanesi’nde kitapların yanı sıra yazarların el yazmaları, kişisel eşyaları ve tıpkıbasım eserleri de vardır. Kütüphaneyi adımlarken sanki az önce masadan kalkmışlar da birazdan geri döneceklermiş gibi bir hisse kapılıyorsunuz.
Eskiden padişahlar burayı geçit törenlerini izlemek için alay köşkü olarak kullanırlardı. 1926 yılında ise Mustafa Kemal Atatürk’ün isteğiyle Güzel Sanatlar Birliği’ne devredilmiştir. Bir süre oyun salonu olarak kullanıldıktan sonra 1938’de Topkapı Sarayı Müdürlüğüne bağlanmış 12 Kasım 2011’de Ahmet Hamdi Tanpınar Müze Kütüphanesi olarak yeniden açılmıştır.
Rami Kütüphanesi

Eyüpsultan’ın kalbinde 250 yıllık bir kışla: Rami Kütüphanesi. Burası eskiden Napolyon’un ordularına ev sahipliği yapmıştır. Bugünse Avrupa’nın en büyük kütüphane komplekslerinden biridir.
Eğer yolunuz buraya düşerse kütüphanenin o tarihi dokusunda kaybolup ardından dev avlusundaki ağaçların altında bir nefes almak sizin için pahabiçilemez bir deneyim olacaktır.
Salt Galata

Galata’da Bankalar Caddesi’nin en görkemli yapılarından biri olan eski Osmanlı Bankası binası bugün SALT Araştırma olarak bambaşka bir ruha dönüşmüş durumda. İçeri girdiğiniz an sizi karşılayan o devasa yüksek tavanlar, mermer sütunlar sizi alıp bambaşka bir tarihe götürüyor.
Burada kendinizi bir film karakteri gibi hissetmeniz çok olası. Eğer yolunuz Karaköy tarafına düşerse bu tarihi yaşamayı mutlaka deneyimlemelisiniz.
Büyükada Edebiyat Müze Kütüphanesi

Büyükada’nın zarif köşkleri ve begonvilleri arasında süzülüp giderken sizi nazik bir ev sahibi edasıyla Büyükada Halk Kütüphanesi karşılar. İçeri girdiğiniz andan itibaren sizi o kendine has ahşap dokusu ve yüksek tavanlarıyla selamlar. Eskiden Hacopoulos Köşkü olarak bilinen bu yapı yapılan restorasyonun ardından bugünkü kimliğine kavuşmuştur.
Burada yalnızca bir kütüphaneye gelmiş sayılmaz, adeta Reşat Nuri’yi, Sait Faik’i, Melih Cevdet’i ve daha nicelerini ziyaret etmiş gibi olursunuz. Büyükada’ya gelirseniz burada misafirliğin tadını çıkarmanızı şiddetle öneririm.
Heybeliada Halk Kütüphanesi

İstanbul’un Büyükada’dan sonraki ikinci büyük adası Heybeliada’ya gittiyseniz umarım kütüphanesine de uğramışsınızdır. İstanbul’un o kendine has ada havasını solumak için Heybeliada’ya ayak bastığınızda hemen iskelenin birkaç adım ötesinde sizi zamanın ötesinden bir yapı karşılar: Heybeliada Halk Kütüphanesi. Eski bir Rum konağı olan kütüphane yüksek tavanları, gıcırdayan ahşap merdivenleri ve pencerelerinden içeri süzülen deniz kokusuyla sizi mest edecek!
Taş Mektep

Büyükada’nın tepelerinde yükselen Taş Mektep Kütüphanesi, restorasyon sonrası adanın kültürel çehresini değiştiren en zarif yerlerden biri oldu. 19. yüzyıldan kalma bu görkemli kâgir* yapı yıllarca okul olarak kullanıldıktan sonra 1978-1979 eğitim-öğretim yılında yangın tehlikesi nedeniyle boşaltılmış ve senelerce boş kalmıştır. 2021 yılında İBB tarafından restorasyonuna başlanan bu muazzam yapı bir kütüphane ve sergi alanına dönüştürüldü. Bahçesindeki asırlık ağaçların arasından binaya girdiğinizde yüksek tavanların ve taş duvarlarınından gelen doğal serinlik sizi hemen kendine çekiyor. Büyükada’da bu taş duvarların havasını bir kez solumalısınız.
Abdi Çelebi Kütüphanesi

Sultanahmet’de dolaşırken birçoğunun geçip gittiği ama içine girince bambaşka dünyalara götüren bir yer Abdi Çelebi Kütüphanesi. Klasik Osmanlı mimarisinin tüm zarif detaylarını taşıyan bu yapı bölgenin en huzurlu yapılarından biri. Burası hem geçmişin bilgeliğini hissedeceğiniz hem de bugünün konforunda çalışabileceğiniz bambaşka bir atmosfer
Sultanahmet taraflarına gider ve kalabalıktan yorulursanız bu küçük ama ruhu büyük kütüphanede soluklanabilirsiniz.
Beyazıt Kütüphanesi

Eski adıyla Kütüphane-i Umumi-i Osmani, bugünkü adıyla Beyazıt Devlet Kütüphanesi ülkenin ilk milli kütüphanesidir. 1884’ten beri ayakta olan bu kütüphane içine girdiğinizde sizi Osmanlı’ya götürüyor. El yazması eserlerin ve Osmanlıca kaynakların bulunduğu bu kütüphaneye mutlaka gitmelisiniz.
Atatürk Kitaplığı

Taksim’in kalabalığı arasından sıyrılıp karşınıza çıkan Atatürk Kitaplığı sadece bir kütüphane değil; İstanbul’un en güzel manzaralı mekanlarından biri. Şehrin merkezinde olup da bu kadar izole noktalardan biri olması burayı özellikle öğrenciler ve araştırmacılar için vazgeçilmez kılıyor. Raflar arasında dolaşırken sadece güncel eserlere değil, Cumhuriyet tarihine ve İstanbul’un köklü geçmişine dair çok kıymetli nadir eserlere de ulaşabiliyorsunuz.
Taksim’de gezerken bunalıp bir kitap molası vermek isterseniz burası tam size göre.
Vitali Hakko Kreatif Kütüphanesi

Atatürk Kültür Merkezi (AKM) içerisindeki Vitali Hakko Kreatif Kütüphanesi sanat meraklıları için resmen bir mabet gibi. İçeri adım attığınızda sizi karşılayan o devasa raflar ve mimarisi sizi modern sanat galerisindeymişsiniz gibi hissettiriyor. Dünyanın en prestijli yayınevlerinden çıkan nadir sanat kitaplarını karıştırırken bir şeyler üretme isteğinize engel olamayacaksınız. Bu modern kütüphaneye mutlaka uğrayın derim.
Baruthane Kütüphanesi

O devasa yüksek bacalarıyla göz kırpan Baruthane Kütüphanesi, Osmanlı’nın barut imalathanesinden bugünün bilgi kalesine dönüşen muazzam bir yapı. İçeri girdiğiniz an sizi karşılayan taş duvarlar, yüksek ahşap tavanlar kütüphaneyi bir ders çalışma alanından çok yaşayan bir müze formuna sokuyor. Bu tarihin tam ortasında kitap okumak ya da çalışmak istiyorsanız burası tam size göre.
Bulgur Palas

Adeta gizemli bir şato gibi şehri izleyen Bulgur Palas restorasyon sonrası İstanbul’un en karizmatik kütüphanelerinden biri haline geldi. Bir zamanlar hububat ticaretiyle zenginleşen bir "Bulgur Kralı"nın konağı olan bu bina bugün binlerce kitabın sığınağı oldu.
Cerrahpaşa taraflarına gelirseniz bu görkemli kırmızı binada kitaplar arasında kaybolun.
Kadın Eserleri Kütüphanesi

Burası Türkiye’nin kadın hafızasına açılan en kıymetli kapısıdır. 1990 yılından beri tarihi bir Bizans binasında hizmet veren bu kütüphane içeri girdiğiniz an o yüksek kemerli tavanları ve taş duvarlarıyla bambaşka hisler yaşamanızı sağlar. Burası sadece bir kütüphane değil, bu topraklarda yaşamış kadınların el yazmalarından aile albümlerine, özel mektuplarından günlüklerine kadar uzanan devasa bir hafızadır.
Beşiktaş ve Kadıköy İskele Kütüphaneleri


Son olarak Beşiktaş ve Kadıköy’de bulunan iskele kütüphanelerini ziyaret etmenizi ve vaktiniz varsa oturup okuma yapmanızı şiddetle tavsiye ederim. Vapur saatini beklerken hem ayaklarınızı hem de ruhunuzu burada dinlendirebilirsiniz.
Tarihi yapıların müze ve kütüphane olması beni çok heyecanlandırıyor. Senelerce ayakta kalmayı başarabilmiş bu binalar mağaza ya da güzellik merkezi olmaktan çok daha büyük bir saygıyı hak ediyor. Müze ya da kütüphane olarak restore edildiklerinde hak ettikleri değeri gördüklerini ve daha kalıcı olduklarını düşünüyorum.
Bu yazımda çoğunluğu tarihi binalardan oluşan İstanbul’un muhteşem kütüphanelerini derledim. Umarım farklı zamanlarda her birini deneyimlersiniz. Gezginin Pusulası bir sonraki yazıda nereyi göstersin istersiniz? Yorum ya da mail atarak bana ulaşabilirsiniz.
Yorumlar